Konu içinde sırala:

1 2 »

erkek arkadaşımı dövdüm soruları alayım. 0.02

hayır şiddet eğilimli bir insan değildim evet ilk vukuatım

4 yıl önce kolonya tarafından eklendi.

2338 görüntüleme, 118 yorum, | Soru sor | Şikayet


Kız arkadaşımı dövdüm diye başlık açsam ağzıma sıçardı 'kültürlü' birileri. Pozitif ayrımcılığa mı giriyor şimdi bu? Ona da karşıyım. Neyse sorum yok.

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. 34 yorum. | Cevapla | Şikayet | #71029 0.02


her kadının kendini savunma (bkz. kas gücü eşitsizliği) durumu yok. bu durumda bir kadını dövdüm başlığı açsanız muhtemel size karşı çıkacaklardan biri de ben olurdum. karşımdaki kişi fiziksel avantajını kullanmaya çalışarak bana fiziksel şiddete yönelmemiş olsaydı, sonuç bu olmayabilirdi. konu sizin geleneksel algınızın dışına çıktığında, hemen öteki uç örneklere mi gidersiniz?

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yaa adam sana saygısından elini kaldırmamıştır..yoksa çarşamba pazarına dönerdi suratın..adamın sana duyduğu saygı konuşulmalı bence

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yorumunuzdan şiddeti desteklediğiniz sonucuna ulaşıyorum. kişilerin saygısını durumun karşılık verme noktasına geldiği durumlarda mı sorgulamalıyız? bu durumda içinde bulunduğum şartlar içinde ben saygısız olduğum için karşılık vermiş oluyorum? yani buradan yola çıkıp aslında kişinin suratımı çarşamba pazarına çevirebilecek bir gücü bulunduğunu, ancak olayı çarşamba pazarı kalabalığı boyutunda tutup ilk kargaşadan sonra da saygısına istinaden devam etmediğine varıyoruz. peki, bir kişinin sizin suratınızı çarşamba pazarına çevirebileceğini düşündüğü gücü ile bunu hafif kısarak atakta bulunması çok saygılı bir davranış mı oluyor şimdi? şiddeti böyle mi değerlendirirsiniz? "3 tokat önemli değil adam istese indirirdi 10 tane daha patlatırdı, saygısından işte!!!!" bu mudur?

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

insanın karşısındakine şiddet uygulama gücü varken uygulamaması hatta şiddete maruz kalması konuşulmalı..evet siz partnerinize şiddet uygulayarak saygısızlık etmiş oluyorsunuz..kişinin kendini frenleyebilmesi,ölçülü olabilmesi takdir edilecek bir davranış değilmidir. benim şiddeti desteklediğimide nerdençıkarıyorsunuz.. ayrıca son paragrafınızın konumuzla uzaktan yakından alakası yok pna değinmiyorum

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bence yorumları daha doğru okumalısınız. bulunduğum durumda olduğum yerden kişiye saldırmak gibi bir tavrım yok. saldırı almamış olsaydım(bu sizin için saldırı niteliği taşımayabilir ama siz benim yerime orada bulunmuyordunuz)karşılık vermezdim. eylemin kendi açımdan ve karşı taraf için analizini yaparken konunun başladığı noktadan itibaren saygıdan bahsedemeyiz, yani ben karşılık verdiğim bu ne kadar saygısızlık oluyorsa, zorlanmış olmam da aynı derecede saygısızlıktır. konumuzla gayet ilişiği var bence, sonuçta yapabileceği halde yapmamış bravo diyorsunuz ancak öncesinde yapmış olduğu saldırıyı görmezden geliyorsunuz. yani ben savunma yapamıyor olsaydım o sözlü ve fiziksel güç kullanımı sonucunda sadece kısmen saygısızlık mı yapmış olacaktı? yorumlarınızdan ilerliyorum ve sonuç bu noktaya çıkıyor.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

şimdi tartışmalar olabilir..bunun dozuda kaçmış olabilir. ancak saldırı almamış olsaydım saldırmazdım demenizde yanlış gelio bana..tehlikenin şiddeti daha yüksk olsaydı aynıyla karşılık verirdim anlamınamı gelio..o seni öldürmeden sen onu öldür mantığı..çok saçma ve ilkel..

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

peki. yorumunuz size ait. böyle bir durumla bir kez daha karşılaşacağımı düşünmüyorum ama düşünce sistemim içinde ilkel ve saçma kavramları da yer alacak.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

inşallah karşılaşmassınız..

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ağır hanzosun bence okidoki.. kusura bakma.. keşke kolonyayla karşılaştırma imkanımız olsaydı seni.. birini dövmenin kas kütlesiyle ilgisi olmadığını anlaman için o dayağı yemen gerekiyor..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

esas hanzonun önde gideni sensin asab-adam..sırf dayak atan bi bayan olduğu için onun yanında yer almak gibi bi yalakalık durumu seziyorum sende. kas kütlesiyle ne alakasıvar..adam karşısındakine şiddet uygulamadıysa ve şiddete maruz kaldıysa hiçmi takdir edilecek yanı yok..ben zaten döver-dövemez olayında değilimki..adam öyle bi girişimde bile bulunmamış.

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

hayret sezgilerin var demek :) ama yanılıyorsun.. okuduğunu anlamak gibi bir kabiliyetin olsaydı kolonya nın yanında yer almadığımı farkedebilirdin.. soruna gelince.. şimdi kıvırmayalım.. "yoksa çarşamba pazarına dönerdi suratın" derken adamın istese dövebileceğini ima ediyordun.. ama böyle bir girişimde bulunmamış.. ben de diyorum ki onun iyiliğine olmuş.. rezaletin çıtasını yükseltmek dışında bir işe yaramazdı.. bunu kabul etmek çok mu zor senin için? yoksa hemcinsin adına utanıyor musun? kıyamam :) erkeklik onuru incinmiş...

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

arkadaşım zaten kadını dövme gibi bi duruma yeltenen erkek rezaleti göze almış demektir..burda konuyu anlık değerlendiriyorsun..ben adamı tanımam bilmem.ancak değerleri bi kadına el kaldırmaya müsait değilmiş. ben senin her sölediğini kabul etmek durumunda değilim..bunu erkeklikle ölçmeye kalkan seningibilere bişey izah edilemez diyorum..

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

peki..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

peki:)

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

farklılığı severim farklılıkla ilgili problem yok ama uç örnek benimki mi sizinki mi önce onu bir düşünelim :) Neyse, siz kadınların genel olarak erkeklere göre zayıf olmalarından dolayı şiddet uygulamalarının masum görülmesi gerektiğini mi iddia ettiniz tam olarak anlayamadım o kısmı.

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

eylemimin uç örnek teşkil ettiğini düşünmüyorum bence kadınlara makyaj yapmanın püf noktaları öğretileceğine kendilerini nasıl savunmaları gerektiğini öğretmek daha büyük hayırlara vesile olacaktır. tabi bakış açımızı yaşadığımız toplum içinde geliştirdiğimizi düşünerek bu yorumu yapıyorum. şiddeti masumlaştırmayalım(asla) ama yaşadığımız bir gerçek olduğunu da kabul edelim. bu durumda ilk etap olarak şiddeti ortadan kaldıramıyorsak eşit şartlara sahip olduğumuzda durum ne yöne kayabilir onu düşünelim bence. sence? söylemek istediğim şu şiddet uygulamaya yatkın bir er birey karşısında kendisine yanıt verebilecek bir dişi ile karşılaştığında nasıl tepki verir? bu caydırıcı bir unsur olamaz mı?

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

seni erkek arkadaşını dövdüğün için yargılamadım şartlar gerektirdiyse döv bence sıkıntı yok. burada bu başlığı gururlar açıyormuşsun gibi bir hava sezdim ondan dikkat çekmek istedim. Dövebileceğini bilsen daha çok kişiyi dövme eğiliminde olurdun belki diye endişe duydum ondan uyarmak istedim seni.

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

nedemek sıkıntı yok.. babasını döven bir annenin çocuklarındaki psikolojiyi düşünebiliyormusun

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

annesi babası tarafından dövülen çocukla psikolojik darbe açısından bir fark göremedim ben. her türlü iki insanın şiddetine tanık oluyorsunuz.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

aynen öyle.bu konuda hemfikiriz.. şiddetin hertürlüsü olumsuz etkiler bırakıyor çocuklar üzerinde

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Bir kadın bir erkeği dövme noktasına geliyorsa orada erkekte de bir sorun olması muhtemeldir tutum ve tavır açısından. Onların kendi ilişkileri olduğu için sıkıntı yok dedim beni bağlamaz nihayetinde, durdurup medeniyet ya da ahlak dersi verecek değilim. Ki bence birini dövmek de öyle çok kötü bir şey değil. her neyse benim sapkın fikirlerim bunlar :)

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

elbette şiddetin her türlüsüne karşıyız.. kadın erkeği yada erkek kadını dövmüş olmasının bi farkı yoktur yani.. elbette bizi bağlamaz..toplumsal bi sorun olduğu için konuya değiniyoruz. sapkın fikirlerinize saygılar arz ederim:))

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ben daha ilk cümlemde, en yukarıda, toplumsal mesajımı verdim gerisi teferruat işte geyik yapıyoruz, bir şeyler öğreniyoruz vs.

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

aynen:))

4 yıl önce OKİDOKİ ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yargılandığım için yorum yapmamıştım. soru sormak niyetindeydim. açıklama bölümünde bir yetersizlik olduğu için gurur tablosu gibi görünebilir. aslında sorular alıp, sorular sorup kendi içimde de bir danışma, fikir alışverişi içinde olma niyeti taşımaktayım. sorun aslında burada başlıyor, "dövebileceğini bilsen daha çok kişiyi dövme eğiliminde olurdun", yani genel olarak kadının maruz kaldığı şiddetin erkek içinde yatan temel nedeni onu dövebileceğini biliyor olmasından kaynaklandığını söyleyebilir miyiz? bende kendi gücüm çerçevesinde insan dövebilirim ancak buna başvurma gereksinimi öncesinde hissetmedim.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Uzman olduğum bir konu değil ama üstünlük kurma çabası ve diğer yönler yeterli olmadığında fiziksel gücünü kullanmak olabilir kadına yönelik şiddetin bir sebebi ama bu yalnızca bir sebep. Kadından ayrı genel olarak şiddeti düşünecek olursak bazen otoriteyi koruma eğilimi de olur ki ben bunu haklı görürüm zaman zaman. Kadınların ve erkeklerin hisleri, eğilimleri farklıdır ama nedense kadınlarınki anlaşılması güç erkeklerinki ise gereksiz olarak yorumlanıyor. aman neyse uçsuz bucaksız bir tartışmaya girmek istemiyorum.

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bunun bir tartışmaya dönmeyeceğinin garantisini vererek sormak istiyorum; kadınların ve erkeklerin hisleri farklıysa ve erkeklerin hisleri gereksiz olarak yorumlanıyorsa, gerçek hisleriniz nedir, nasıldır?

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bir cümle de tüm cinsimin adına konuşmamı ve tahlil etmemi beklemiyorsun herhalde. bunu yapmam fazla küstahça olurdu.

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

kendi bakışınızdan, yapmış olduğun yorumdan yola çıkarak soru sormuştum.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Kendimi savunmayı biliyorum falan yazmışsın. Ne eğitimini ne kadar aldığını merak ettim bence beni dövemezsin :) ve bu eğitime nasıl bir motivasyonla başladın?

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

öğrenirken de amacım kimseyi dövmek değildi, mevcut gücümü ölçmek ve gerekli durumlarda güven duyabilmekti. maruz kaldığım tacizler ve fiziksel şiddetin sonucunda, korkak ve hastalıklı bir biçimde içe kapanarak çözülemeyeceği motivasyonu ile başladım.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Seni takdir ediyorum ben de benzer sebeplerle ilgi duydum spor ve savaş sanatlarına. Aşağıda asabi dolu bir silahla gezmek gibi falan demiş ama yanılıyor bence. Ne eğitimi aldığını söylemeyecek misin?

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

özür dilerek bunu beyan edemeyeceğimi söylemek durumundayım.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yüreğine sağlık..

4 yıl önce gercekcikolpaci ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Hep derim erkeği kadını, dayağı tekmesi sözü yoktur şiddetin. Şiddet, şiddettir. Sonrasinda nasil bir ruh haline büründün?

4 yıl önce fionagallagher ekledi. 8 yorum. | Cevapla | Şikayet | #71086 0.01


öncelikle şoku atlattım. bir süre hiçbir şey hissetmedim. sonrasında ben bunu nasıl yaparım, nasıl oldu taraması başladı. konuyu psikiyatriye taşıyıp destek istedim. konuyu suçluluk duygusu ile ele aldığımı söyleyip yapılan görüşmeler sonunda savunma halinde olduğumu kabul etmem gerektiğini söyledi. hala kendi içimde tartışmaya devam ediyorum. bir insanın size sinir krizi geçirtebilmesi ve kendinizi kaybetmenizi sağlaması, benim açımdan bu kadar kolay gerçekleşmemeli.(olayın öncesini detaylandırdığım zaman bütün süreci görebiliyor olsam da) bilinçli kalmaya önem veririm. şimdi de sorularla ve farklı kişi açılarıyla yorumlamaya devam ediyorum.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Bir erkek olsaydın aynı şekilde mı yaklaşırdım yoksa şu an yanlı mı davraniyorum bilemiyorum. Ama kendine savunma amaçlı oldugunu söyleyerek telkinde bulunman en doğrusu sanırım, bu noktada. Ama şu da bir gerçek ki, kisi kendi eylemlerinden sorumludur kolonya; onun geldigi sınır onu; senin geldiğin sınır seni ilgilendirir. Öyle ya da böyle herkes kendi eylemlerinden sorumlu. O sana sinir krizi yaşatmadı yani, sen yaşadın.

4 yıl önce fionagallagher ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

evet, bu yorum için teşekkür ederim. benim yaşadığım bölümü için, eylemlerimin nedenselliklerini çözümlemek konusunda takıntılı bir insan olsam da bunu ben yaptım diyorum, ama işte bir insan bunu bana nasıl yaptırabilir? eğitimli olduğum halde durumu bazı yakınlarımla paylaştığımda "sen mi yaptın" tepkisi ile karşılaştım. ben de bunu sorguluyorum. bir sınır var, şu an biliyorum.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Bak ama işte yine aynı yere donuyorsun, karşındakini suçluyorsun -aslında hepimiz hep bunu yapıyoruz- "ama bir insan bunu bana nasil yaptirabilir?" değil doğru soru, "bunu ben bir insana nasil yapabilirim?" olmalı. Hem kendini affetmek kadar hafifleticisi yok hayatta, o yüzden ya da bu yüzden yaptın, ziyadesiyle pişmanlık yaşadın; ve artık sıra kendini affetmekte.

4 yıl önce fionagallagher ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

sanırım sözcüklerin kısır anlamları nedeniyle bunu yaşıyoruz, söylediğin durumu ziyadesiyle kabul ediyorum. ama bunu bu şekilde sorarken aslında tam olarak kendi sınırlarımı ölçmeye çalışıyorum. karşımdaki kişiyi suçlamaktan ziyade analiz etme hali bu. yalnız ifadeye döküldüğünde soru böyle bir boyut kazanıyor. sanırım bir süreyi daha sakin geçirmeyi başarabilirsem, affedebilirim.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Anliyorum. Ve son olarak sana şunu söyleyebilirim, çok laf aslında boş laftır kolonya; bazı yakınLARınla paylaşma bunu. Bu kendine bahaneler üretip, seni aslında durustlukten uzaklaştırmaktan baska bir ise yaramayacaktir. Cunku takdir edersin ki o bazı yakınlar hep bizden yana olmak icin çözümler bulurlar, "ama" ile başlayan. Buna ihtiyacın oldugunu düşünmüyorum ben.

4 yıl önce fionagallagher ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ben de anlıyorum. sürecin devamında karşılaşabileceğim herhangi bir olumsuz durum için bilgilerinin olması gerekliliğiyle paylaşılmıştı. destek aşamasını uzman bir doktor tarafından çözümleme yoluyla sağlamaya çalıştım. tekrar teşekkür ederim yorumların, algılayışın, önerilerin için.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Umarim kolaylıkla atlatirsin, rica ederim.

4 yıl önce fionagallagher ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

asıl sorulması gereken, birbirinize girecek ölçüde şiddetli ne yaşamış olabilirsiniz? adam seni aldattı mı? sen mi aldattın? hakaret mi edildi? mevzu neydi yani lavoda bırakılan kıllar mı? yani kimin kimi dövdüğü umrumda değil.. kendini koruyabilmişsin aferim.. ama bir kavganın tarafısın nihayet, kavgayı o çıkarmış olsa bile bu tür bir ilkelliğe alet olmamalıydın.. belki en başında, kendini korumaya odaklandığın için adam seçimlerin berbattı.. yani şu değil anlıyor musun, tünelde saldırıya uğradım ve kendimi koruyabildim.. bu adamı sen soktun hayatına.. kafama soğan fırlatan bir sevgilim vardı örneğin.. ona şiddet uygulamıyordum ama o nedense her kavgada bana zarar vermeye çalışıyordu.. ne yapacaktım yani kendimi savunuyorum diyerek ağzını burnunu kıracak mıydım? sonra da aferim mi bekleyecektim bunun için? onu terkettim.. bu kadar basit.. zaten neden böyle berbat ilişliler yürütülmeye devam edilir ki? adam biraz agresif mi? at çöpe gitsin.. bundan daha iyi bir savunma düşünemiyorum..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. 45 yorum. | Cevapla | Şikayet | #71048 0.01


"ama bir kavganın tarafısın nihayet, kavgayı o çıkarmış olsa bile bu tür bir ilkelliğe alet olmamalıydın.. " ne yapmalıydı? sessizce oturup bitmesini mi beklemeliydi? - yorumunuzu gerçekten merak ediyorum - "yani şu değil anlıyor musun, tünelde saldırıya uğradım ve kendimi koruyabildim.. bu adamı sen soktun hayatına.. " birini hayatımıza sokarken ileride nasıl biri olabileceğini/olabileceğimizi vs hesaplayacak noktada değiliz ki. insan öyle ömrünün sonuna kadar kütük gibi hiç değişmeden gitmiyor. kaldı ki kütük bile doğaya teslim oluyor. eriyor, çürüyor falan filan... "at çöpe gitsin" önermesine katılmadan edemeyeceğim. şahane olmuş o

4 yıl önce şapşik ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

"sessizce oturup bitmesini mi beklemeliydi?" evet.. kimse kimseyi öldürmediği sürece.. ya da ona yakın.. anladınız.. "birini hayatımıza sokarken ileride nasıl biri olabileceğini/olabileceğimizi vs hesaplayacak noktada değiliz ki." olmalısınız.. herhangi bir savunma sporundan daha etkili..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ilişkilere başlarken bu tip hesap kitap iyice sıkıcılaştırmasın bizi? biraz tutku kimseyi öldürmez diyordunuz.

4 yıl önce şapşik ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yo merak etmeyin kimseye doldurması için bir form uzatmıyorum ilişki başlarken.. ama zamanla ilkelliğin kokusunu alabilir oldum.. ve duyduğum anda uzaklaşıyorum..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ha bir de... anladığım kadarıyla olay esnasında evet kimse kimseyi öldürmüyormuş ama adam kadının kolunu hareket etmesine engel bir biçimde kıvırıyormuş. böyle bi şey yaşasanız gerçekten de oturup bitmesini mi beklersiniz asabi-adam?

4 yıl önce şapşik ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

evet beklerim.. tepemde dikilmiş bağırarak tehditler savuran birine, sadece tepemden çekilmesini söylediğim gibi.. beklenen ve onun da beklediği "bir defa o eli indir gibi" bir hareketti sanırım.. böylece onun oyununu oynacaktık.. neden? sahi neden uzlaşmazlık hallerini aletlerimizin büyüklüğüne bakarak çözmemiz gerekiyor ki?

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

aldatma ya da hakaret yoktu. gereksiz gerginleşen bir ortam vardı ve ben bu ortamdan çıkmak istedim. karşımdaki kişi ise beni ortamda tutmak için fiziksel güç kullandı. olay açık alanda yaşandı, karşımdaki insan sesinin tonunu yükseltmeye başladığında benim için ortam terk edilmeli ve sakinleşilmelidir. ancak bu talebimin karşılığı daha yüksek ses, şiddet tutumu oldu. tutumunuz doğru ancak bana bulunduğum ortamı dahi terk etme hakkı verilmedi. tabi ki tercihler her iki taraf için de yanlış olabilir.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bir adam seni tutmak için fiziksel güç kullanıyorsa buna şiddet denmez pek.. hangimiz kavga esnasında kaçan tarafı durdurmak için bunu yapmadık?.. en az bin kez yaşadım bu durumu ama kimsenin ağzını kırmadım.. kimse de benimkini.. hani elinde bir çekiç olan tüm dünyayı koca bir çivi olarak görür derler.. eğer savunma eğitimi alırsan, bunu kullanırsın.. bu tıpkı dolu bir tabancayla gezmek gibi.. elbette kendini savun.. ama seni durdurmaya çalışan sevgiline yumruk atıyorsan bence git bir öfke yönetimi terapisi al..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

"pek" denemez... pekala da denilebilir. bulunmak istemediği bir yerde kalmaya zorlamak, iyice artan gerilimin sonuçlarını öngörebilen birinin hareketlerini kısıtlamak "kavga anının coşkusu" olarak açıklanamaz sanırım ?? baskılamak da şiddetin bir biçimidir ve başkaldırıya davet çıkarır. bir insan sizi istemediğiniz halde bir yerde durmaya zorluyor ve bunun için kas gücü kullanıyorsa ; kalmak istemediğiniz o yerden gitmek için teknik bilginizi kullanmaktan daha doğal ne var bilemiyorum.

4 yıl önce şapşik ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu neye benziyor biliyor musun?.. bir kadının üstüne eğildiğinde seni cinsel tacizden tazminat ödemeye mahkum eden gülünç amerikan adalet sistemine.. evet.. bu da şiddettir.. kabul.. ama çok sıkıcısınız.. biraz tutku kimseyi öldürmez.. eminim kavga ettiğinizde partnerinize bir belge uzatıyorsunuzdur, "argümanlarım bunlardır, ivedilikle cevaplanmasını istiyorum" ki buna rağmen başkaldırıdaki şiddeti doğallıkla karşılamanız ilginç.. oysa sizin yaklaşımınıza göre kolonyanın çocuğa tazminat ödemesi gerek..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yorumunuzu bir yönüyle olumlu bulduğumu belirtmek isterim. ancak şu açıdan bakabilir miyiz acaba? savunmayı bilmiyor olsaydım sokağın ortasında kolumu büküp beni tutarak, hareketimi kısıtlayan üstelik bu süre boyunca da hakaret-doğrudan küfür- içermese de beni bırakmayacağını söyleyerek, gel buraya diyen bir adamın yanında kuzu kuzu durmuş olsaydım. bu durumdan sonra kendisinden ayrılmak istediğimi söyleseydim ve şiddete maruz kalsaydım. durumu nasıl değerlendirirdiniz? bunu samimiyetle soruyorum. destek istedim ancak sorunum olmadığı söylendi. ayrıca alınan eğitimin içinde şiddeti kontrol etmek de var. yani biliyor olduğunuz için karşınıza çıkan her örnekte iki tane yapıştıracağım kendine gelsin tavrı sergilemezsiniz. en azından eğitiminiz bunu gerektirir.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

eğer uzman görüşü buysa ne diyebilirim ki? ama endişemde haksız sayılmam.. gerçekten gitmek isteyen birini kimse zorla alıkoyamaz.. tabi normal şartlar altında.. belli ki sizin durumunuzda normal olmayan bir şeyler var.. ya adam seçimlerim berbat, ya da öfke kontrolünde bir sorun var..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

evet, alıkonulamadım.ancak bedeli de karşımdaki insana fiziksel güç uygulamak ve bunun sonucunda böyle bir noktaya nasıl gelebilirim, bu nedir sorgusu oldu. daha önce de söyledim seçimler her iki taraf için de yanlış olabilir.öfke kontrolü konusunda da hayatımı ve tepkilerimi gözden geçirince falsolarım olmadığını gözlemliyorum. ancak gelen düşünce ve tepkilere göre elbette ben de kendi içimde sorularımı yineliyorum.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

haklısın.. eminim sevgilin çenesine bir yumruk indireceğini bilseydi ilişki kararını gözden geçirirdi.. şaka yapıyorum :) ama şu soru da aklımda.. savunma eğitimi alan taraf olarak, ikiniz arasında güçsüz olanın sen olduğundan emin misin?

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

emin değilim, kendisi ile güç yarışına hiç girmemiştim. gücünü ölçmedim :) ama bir insan karşısındaki insan üstünde gerek sözlü gerekse fiziksel üstünlük sağlayacağı düşüncesi ile harekete geçiyorsa bu durumda gücünü sınamaya açıyor demektir. ben de şunu merak ediyorum ya bilmeseydim?

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

açıkçası bende bir şeyi merak ediyorum. okuduğum kadarıyla hakaret işitmemişsin sana karşı sadece ses yükseltilmiş ve hareketlerin kısıtlanmış. Erkek arkadaşının bir sonraki hamlesinin kesinlikle senin üzerinde fiziksel güç uygulamak olacağı konusunda nasıl emin olabildin? '' bende şunu merak ediyorum ya bilmeseydim? '' söyleminden emin olduğun sonucuna varıyorum çünkü ben.

4 yıl önce letmethink ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

kolum yalnızca tutulmuş olsa ve yalnızca yüksek ses duysam, kolumu çeker ve kendisinin sesinin tonunu alçaltmasını beklerdim ancak karşımdaki kişi kolumu kıvırmak sureti ile beni hareketsiz bırakıyor. iki durum arasında yaşadığınız şiddet açısından büyük bir fark var. size buraya gel! hiç bir yere gidemezsin! (geriye kalan söylemler kişinin anlık kızgınlığından oluşan şeyler) ifadeleri tehdit olarak gelmiyor mu? özellikle de tutulduğunuz zaman kolunuzun hareket edemeyecek şekle sokulması fiziksel güç uygulaması değil midir?

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Üzgünüm yanlış yazmışım, fiziksel güç uygulamak değil fiziksel şiddet olacaktı o. elbette kolunu kıvırması üzerinde bir güç kullanmasıdır. Ama buna şiddet demek pek doğru değil.bu baskıcı güce şiddetle karşılık veren sen olmuşsun benim nezdimde. hemen hemen aynı durumu yaşadım diyebilirim. kurtulma çabam oldu mutlaka ama kalkıp da erkek arkadasımı dövdüm diyemem burda. beni öyle sonsuza kadar tutamayacağı aşikardı ve ben beklemeyi tercih ettim. Savunma tekniği bilen bir kadın olsaydım farklı davranır mıydım bilemiyorum açıkçası. belki de seni zorlayan bir andan kurtulmak için kendince en iyi bildiğin yolu seçtin. her neyse yöntemlerin doğruluğu çok tartışılabilir bir konu. öyle ya da böyle kendinizi savunmanızı doğru buldum. iyi geceler dilerim.

4 yıl önce letmethink ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

büyük ihtimalle seni bir süre daha çekiştirecek, sen tanrının sana sunduğu doğal savunma mekanizmasını yani göz yaşlarını işletecek ve afallattırdığın adamın kararsızlığından yararlanıp elinden kurtulacaktın.. hatta üstüne sana böyle davrandığı için özür dileyen bir sevgilin olacaktı.. bilmiyorum en azından kadınların savunma eğitimi almadığı eski günlerde işler böyle yürüyordu.. tabi biraz da geyik yapıyorum.. tehlikeyi tümüyle göz ardı ediyor değilim.. ama işte.. tehditten uzak durmak yapılacak en iyi savunma olmalı.. bu benim.. ve norm olmaktan epey uzak bir adamımdır.. durumun kabul edilebilir.. ama islamdaki mekruh kavramı gibi.. tercih edilmeyen, yine de yapana neden yapıyorsun denemeyecek türden bir şey..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu tavır bence daha korkunç. tanrının bana sunduğu doğal savunma mekanizması mı? yani içinde bulunduğum durumda ağlayıp, yalvaracak mıydım? canımı acıttığını söyleyip bir de böyle bir olay üstüne benden özür dileyen bir sevgilim olduğu için gururlanacak mıydım? geyik olduğunu belirttin yine de düşünmeden edemiyorum. kadınların savunma eğitimi aldığı yeni dünyadan bildiriyorum bu duruma rağmen bana ayrılmak istemediğini söylemiş bir adamla karşı karşıya kaldım. bu durum ego tatmini falan yaşatmıyor, baktığınız yüzde gelmiş olduğunuz noktayı görüyorsunuz. bu acı verici bir durum bence. bu arada kendisini sözlü olarak uyardım, kolumu bırakması ve bağırmaması için. tek istediğim evime dönüp, sakinleşmekti. teşekkür ederim yorumlar için.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

rica ederim.. sadece kadın erkek ilişkisinin bu türü kimilerine hala romantik geliyor olabilir.. kadının ağlaması ve erkeğin yalvarması.. bu çok eski bir gelenek.. iyi geceler..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

patriyarkal sistemi desteklediğimiz sürece de kadının gözyaşları romantik aşkın destekleyici olarak görülmeye devam edecek. kadın erkek olarak bu toplumda kendimizi gerçekleştirmemiz gerektiğine inanıyorum. bir ilişki böyle yaşanamaz, yaşanmamalı bence. gelenekçi bir insan değilim, gelenekleri yakından tanıyorum yalnızca pek çoğumuz gibi. iyi geceler

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

erkeğin dilini, tavrını kullanarak kadını özgürleştiremeyiz.. bu başka bir garabete neden olur yalnızca.. büyük devletlerin kolunu büken hasmına ağladığı bir dünya tahayyül edebiliyor muyuz örneğin? bu olmaz çünkü erkeğin dünyasında yaşıyoruz.. oysa ölümleri durdurmak için buna ihtiyacımız var.. kadın yeni bir dil geliştirmeli.. devletlerin dahi kullanmaktan çekinmeyeceği, şiddetten arındırılmış bir dil.. ama bunun yerine her geçen gün kadınların biraz daha erkekleştiğini görüyoruz.. ne yani iktidar oyununda erkekle rekabet ederek mi özgürleşeceksiniz? bu uğurda zorbalaşmaya, dost ateşine, "collateral damage" e de hazır mısınız? bu bizim bile oynamak istemediğimiz berbat bir oyun.. ve şimdi karşımızda yeni rakipler var.. yani dünya her zamankinden daha boktan.. konuyu mecrasından kaydırdığımın farkındayım.. ama siz patriyarkal sistem falan derken kendimi tutamadım.. bir zorbalığa şiddetle son verirken dikkatli olun, bir sonraki zorba siz olmayın.. kral öldü, yaşasın yeni kral! gibi.. erkek öldü yaşasın yeni erkek! bence buna alet olmayın..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

aslında konuya yaklaşımınızı oldukça doğru buluyorum ancak burada topu yine kadınlara atarak, kadınların özlükleri içinde yeni bir dil yeni bir anlayış oluşturmasını beklemek biraz daha yük bindirmiş olmuyor muyuz? neden toplum bazında değil de yine cinsiyete indirgenmiş, yine toplumsal cinsiyet yüklemleri üzerinden görevlendirme gerçekleştiriyoruz? ortada hali hazırda olan durumu açıklamak evet, ne yazık ki mevcut yüklemeli kavramları kullanıyoruz. misal siz kadının erkekleşmesinden bahsediyorsunuz. peki bu ayrım nerede başlıyor? sizce varlık tözünde olan hangi parça ile biçimleşiyor ve tanım kazanıyor? yani cinsiyet ve cinsiyete yönelik yaptırımlar hangi noktada başlıyor? sakıncası yoksa ben bu konunun tartışılabileceğini düşünüyorum. krallardan hazzetmiyorum:)

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

belki eşeyli üremeye başladığımız günden beri cinsiyet denen algının içini dolduruyoruz.. ama şimdi.. herkesin dilinde bir yok aslında birbirimizden farkımız türküsü.. sahi öyle mi? yoksa öyle olması artan işgücü ihtiyacı yüzünden işimize mi geliyor? kadın pilot, kadın doktor, kadın madenci.. talebi karşılayacak yeteri kadar erkek olsaydı, bu alanlara kadının girişi mümkün olur muydu? yani şunu demeye getiriyorum.. kadın yeni dünyada özgürleştiğini düşünürken, diğer işçi kardeşleri gibi başka türden bir esarete mahkum edilmiş olabilir mi? olan biteni hep bunun üzerinden okudum.. bugün kocasının ağzını kıran kadın makul karşılanıp, ölümle cezalandırılmıyorsa bu dirisinin daha çok işe yaradığı düşünüldüğündendir.. ama geçelim.. yaşadığımız dünya boktan.. bu hepimizin kabulü sanırım? çünkü egemenlik, iktidar, güç benzeri kavramlarla kirletilmiş.. kimin dili ya da kimin söylemi bu? kim bu şiddeti ululamaktan keyif alanlar? neden böyle bir dünyada yaşıyoruz biz? bu yüzden bu dile alternatifi kadınlardan beklemem doğal.. hani analar ağlamasın demek gibi.. ne zaman anaların ağlamasını önemser olduk biz? savaş karlı bir iş olmaktan çıktığında.. oysa en başında kullanılan dil bu olsaydı, otuzbin insanımızı kaybetmeyecektik.. bu yüzden kadınların insiyatif kullanması önemli.. bizim daha kadıncıl bir bakışa ihtiyacımız var.. kadınları erkekleştirmeye değil..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

burada yeni sorular bizi bekliyor. artan iş gücü gereksiniminin kadını sisteme artı emekçi olarak dahil ettiğini yadsıyamayız. ancak bu durum patriyarkal otorite ile kapitalizmin ortaklaşa hareket etmesinden kaynaklanmadı mı? hem öncesinde kadının yerinin ev-çocuk ekseni içerisinde belirleneceğine, dışarıdaki hayatta erkeğin (yine kendilerince şekillenmiş düzende) hayatta kalma mücadelesi vermesi gerektiğine kim karar verdi? kadın kökenli devrimi destekliyorum, sistemin içinden kadını çeksek de geri kalan eşit emek gücüne dayanmayan, aşırı tüketimin içinde şekillenen, gereksizliklerin ihtiyaçlarımız şeklinde empoze edilmesine yine karşı çıkardım ve çıkıyorum. kadın üzerinden dramatikleştirilmesine de hırçınlaştırılmasına da aynı mesafede uzağım. öncelikle insan olarak, duruş sergilemeliyiz. pek çok durum şu aşamada zaruriyet kapsamında hayatımıza dahil oluyor olabilir ancak cinsiyet ayırt edilmeden farkında olmak durumundayız. kadının şu yeni dünya düzeninde özgürleştiğini de nereden çıkarabiliriz ki? bir taraftan kariyer hedefleri, bir taraftan doğurganlık talepleri, bir taraftan cinsel obje olarak gözümüze sokulanlar, kimliğin dönem dönem yeniden yeniden farklı farklı çatışık çelişik önümüze sürülen versiyonlarından ibaret. köktenci bir anlayışla bakmaya başlamalıyız. cinsiyet doğurganlıkla tanımlanmamalı, bu durum sadece eril ve dişi boyutunda kalacaksa peki, ancak konu erkek ve kadın olduğunda zaten bir yafta, bir kalıp daha almış olmuyor muyuz? yorumlarım saldırı, eleştiri amacı taşımamakta sadece sorguladığım durumu paylaşarak, bakış edinmeye çalışıyorum.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yo öyle almıyorum zaten.. ama izlediğim body art performanslarının birindeki bakış benim bakışımı da özetliyor aslında; kadın sahnede vajinasından uzun, dar bir kağıt parçası çıkartıyor.. seyircilere uzatıyor, üstüne bilinmeyen bir dilde bir şeyler karalanmış.. demeye getiriyor ki kadınlar yeni bir dil icat etmeli, bunu da kadınlığını yadsıyarak değil ondan beslenerek yapmalı.. erkek egemen dünyada "kadın" olarak varolmanın tek yolu bu.. siz, size sunulan ya da kullanımda olan araçlar üzerinden kurguluyorsunuz mücadelenizi.. oysa bu yolla şimdikinden farklı bir sonuca ulaşamayız.. bir defa dilin kendi sakat.. bu kalemden başka türden yazı çıkmaz.. bu yeni dil neye benzer, içeriği nedir bilmem.. beni ilgilendirmez de.. kadın değilim ki? kadın olmanın neye benzediğini bize öğretecek olan sizsiniz.. ben sadece buna açık ya da hevesli olabilirim.. öyleyim de.. ben cinsiyetlerin silikleşmesi taraftarı da değilim.. kültür için bu düşünülmezken, hatta farklılığımız gücümüzdür denerek kışkırtılırken, iş kadın erkeğe geldiğinde neden aynılaşıyoruz? nedir beklenen biçimsiz, amorf, eşeysiz canlılar olmamız mı? kadın var.. erkek de var.. bunu inkar edemeyiz? ama kadının gözünden yeniden tanımlayabiliriz.. söylediğim bu..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

eklemek istediğim bir kaç durum var belki örnekler üzerinden bakmak da faydalı olabilir. "analar ağlamasın" söylemine başından beri olumsuz yaklaşıyorum, söylemin hitap ettiği alan için değil. ne demek analar ağlamasın, anaların ağladıkları, oğulların, çocukların, bebeklerin öldürüldükleri öldürdükleri durumda babalar halaya mı kalkıyordu? neredeydi babalar? neden ağlamak, yüreği kavrulmak annelere bahşedildi. bu dilden hep tek taraflı beklentilere düşüyoruz işte. bu da bir duygu sömürüsü, bu da bir cinsiyet üzerinden görev dayatması. günümüz haberlerinden bir örnek, THY kırmızı ruju yasaklayacakmış, insanlar galeyana geldi. özgürlükler kısıtlanıyor, kadının hakları elinden alınıyor. hangi hak? hostesleri "uçan memeli" olarak tanımlayan zihniyet, 1.70 üstü boy,mini etek, topuklu ayakkabı, çarpıcı makyaj zorunluluğu getirirken kadının objeleştirilip asıl kendi olma, aklıyla varolabilme halinin kısıtlandığına neden kimse değinmedi, neden bunun da bir kısıtlama, aşağılama olduğu söylenmedi, karşı çıkılmadı? yanlış anlamaya mahal vermeyeyim hükümet odaklı bu hareketi onaylamak adına beyan etmiyorum kesinlikle ancak bu bir özgürlük ihlaliyse, öncesinde hangi özgürlükten bahsediliyordu ki?

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

baya hararetli devam eden bir tartışmanın orta yerinde, ve de konudan da bir yanıyla yani şiddet olgusu dahilinde baktığımızda uzaklaştığı, lakin kadın ve erkek orjinli şiddet eleştirisi açısından ise konunun bence merkezine yaklaştığı bir noktada dahil oluyorum... sn kolonya, senin terapiste gitmen de aslında bir nevi "erkekler tarafından uygulanan şiddetin kısmi kabulü değil midir?" ya da bir erkek yaşadığın durumu yaşasaydı şayet, bunu senin şu an burada insanlarla tartışmaya açma cesareti göstermen kadar önemser miydi? maalesef, asabi-adam'ın bu noktada haklı olduğunu düşünüyorum, eğer insan kendisi güç peşinde koşmasaydı bu kadar farklı uzamlarda sayılamayacak kadar hiyerarşilerle hayatı boğmazdı!!! şiddet kısmına da gelince, evet hepimiz idealistizdir, peygamberler, filozoflar tarafından oluşturulmuş ideallere göre yaşarız, lakin ruh ne kadar bu idealler noktasında özgür olsa da sınırlı hareket kabiliyeti, sınırlı bir enerjisi ve de bununla ters orantılı olarak sayılamayacak derecede açlıkları olan bir bedene hapsedilmiştir. ve de en kötüsü de mutluluğun hayatımızdaki önemli bir izdüşümünün açlıklarımız ve de bize sunulanlar arasındaki en büyük tatmini sağlayan optimizasyonu vermesidir ki, bu zaten bizleri çoğu zaman ideallerimizden uzaklaştırır. fazla uzatmadan, şiddeti tekelinde zannedip sana, hele bir kadına karşı, baskı kurmaya çalışmış bir "erkekkkk" söz konusu... elin dert görmesin...:) (bunları bir erkek olarak yazıyorum:) ama yine de şu dövüş sporları hikayesini bir önce kapatırdım yerinde olsaydım, ve de benimle kurdukları ilişkilerde şiddete başvuracak insanlara selam bile vermezdim...:)

4 yıl önce borges ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ilginç bir yaklaşım "erkekler tarafından uygulanan şiddetin kısmi kabulü" bu düşüncenin izleğini rica edebilir miyim? bir erkek aynı durumu yaşamış olsaydı, her insan için yorum yapamam ancak tanık olduklarım içinde bu konuda destek alması gerektiğini düşünen biriyle karşılaşmadım. peygamberlerin, filozofların bıraktıklarını körü körüne savunmak ya da şiddetle karşı çıkmak yerine düşünmeye ve "oradan buraya nasıl, neden geldik"i biraz daha açarak, ama ortaklaşa bir şekilde ilerlemeliyiz diyorum sadece. cinsiyet kıstıraçları arasında insanı ezmeden. dövüş sporları hikayesi derken? ölçülebilir olsa kesinlikle önerine sadık kalacağımı söyleyebilirdim, ancak bazı durumlarda öngörme durumuna gelişiniz bile geç kalmış olduğunuz ana denk gelebiliyor.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ilk paragraftan başlıyorum; öncelikle bir insan olarak olaya yaklaştığımızda yaptığımız hatalarla yüzleşmemiz, gerektiğinde pişmanlık duyabilmemiz asgari bir değer ifade eder, ama sizin durumunuzun izafi bir yönünü göz önüne almak durumundayız kanımca, şahsen ben çok uzağa gitmeden, yolda kız arkadaşını tokatlayan bir erkeği görseydim tiksinirdim ama erkek arkadaşını döven bir kızı görseydim afallardım. bu da alışkın olup olmama durumuyla alakalı, maalesef çevremizdeki kadınların neredeyse hepsi, erkeklerden bir şekilde şiddet görüyor, ve bu durum hem kendisi için hem de geri kalanlar için bir normalleştirme alışkanlığı oluşturuyor süreç içerisinde. ikinci paragrafta, yaşadığımız olayları, sloganlarla ideallerle ifade etmeye çalışırız. ama çoğu zaman anlamsız olur bu çabamız demek istemiştim. daha somut haliyle, kavga ettiğiniz erkek arkadaşınız da sonuçta bir insan, her zaman onun mükemmel davranışlarına göre kendinizi mükemmel olarak konumlandırmaya çalışmanız gereksiz bir yük ve çaba olabilir... üçüncü yorumunuza cevap olarak ise; çevrenizi size şiddet uygulama potansiyeli taşıyan insanlar olarak düşündüğünüzde ya da kabul ettiğinizde bu sizi de şiddeti daha etkin kullanmaya iter ki, bu sizi de o çevreden biri haline getirir ki bu durum kabul edersiniz ki daha iyi bir duruma işaret etmez. bunun yerine şiddeti hayatından dışlamak daha doğru olur kanımca... insanları tanımaya gelince de... tecrube...

4 yıl önce borges ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

anlayışlı açıklamalar için teşekkür ederim ancak benim destek talebim kendi içimde şiddet uygulama halini yadsımaktan kaynaklanıyordu. bir bütün çerçeveden baktığımızda şiddet uygulayan ile şiddeti uygulayan arasında uçurum gözükebilir ancak benim sorgum aradaki çizginin nasıl olur da bir anda bu denli yakınlaşabildiği, birbirinin içine girebildiği üzerineydi. yine de bakış açınız kendi içimde sorgu noktalarımda düşünmek için farklı bir yaklaşım, bu benim için güzel bir durum. bende olmayan bir bakışı, içeriden değerlendirmek. normalleştirme süreci konusunda kesinlikle katılıyorum, en azından şurası kurtulmuş, burası sağ kalmış diyerek avunacak durumdayız. taciz bile normalleşmiş durumda(ki kadının saçından,elbisesinden, kaşından, gülüşünden meşrulaştırmaya girmiyorum bile) ucuz kurtulmuş ya adam öldürseydi, ya tecavüz etseydi diyerek avunuyoruz yine. burada eylemimin savunuculuğunu üstlenmek gibi bir çabam olmasa da, yok kolunu sıkmış, bükmüş, yok bağırmış bunlar neden olamaz yorumlarına maruz kaldığımda "nasıl yani" diye sormaktan geri duramıyorum. ölçeklerimiz bu denli yükseldi mi, sessiz kalmamız gereken nokta bıçak kemiğe ulaştığı yere kadar uzadı mı? belirtiyorum, eylemi meşrulaştırmaya çalışmıyorum. şiddet varsa, savunma, saldırı varsa toptan bir yanlışlık var. kendimizi şekillenmek konusunda öğretilmiş olanlara bel bağlamakla başlıyor gereksiz yüklenme. buna da katılıyorum. çevremdeki potansiyeli gözettiğim için kişisel deneyimlerine dayanarak sağlıklı durmak adına öğrenme ihtiyacı hissettim. tecrübe kazanmaya çalışıyorum böylelikle.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

haksızlık etmeyelim.. benzer bir basınç erkekler üstünde de var.. biskolata erkekleri örneğin.. ama bu bile sözde kadın erkek eşitliği üzerinden haklı çıkarılmaya çalışılıyor.. onların koca memeli hostesleri varsa bizim de biskolata erkeklerimiz! bunu söyleyen bir kadın olabilir mi gerçekten? yoksa bu replik kadının ağzına bir erkek tarafından mı konuyor? tuhaflık ne o, ne o! demek yerine madem öyle, işte bu! şeklindeki kışkırtmalara açık oluşumuz.. rezalet hafifleyeceğine erkek bedeni üzerinden yeniden boyutlandırılıyor..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu konuda ayrımcılık yaptığım fikrine kapılmadınız sanıyorum. çünkü kadınlara bunlar yapıldı ama erkeklere hiç dokunulmadı gibi bir tavrım yok. sorun dönüp dolaşıp kadın için de erkek için de cinsellik kışkırtmasına dönüşüyor. bir kadınında da sizin rus hatunlarınız varsa bizim biscolata erkeklerimiz var tavrını, yine aciz ve farkındalığa erişilmemiş olarak yorumluyorum. burada kadın kendi diliyle hemcinsini ve varlığını cinselliğe indirgiyor. burada bu lafı erkekler mi kadının ağzına koyuyor diye sormak yerine, bir kadın ve bir erkek nasıl oluyor da bu tanımlamalara sahip çıkıyor ve birbirini kışkırtmaktan keyif almaya başlıyor bunu düşünmeliyiz. erkeğe bu nasıl dayatıldı, kadın bundan neden pay almaya çalıştı? gelin şunu da sorgulayalım, ağırlıklı olarak eşcinsel stilist ve tasarımcıların üretimde bulunduğu moda sektöründe ilginç! çalışmaları mevcut. cinsiyetler arası geçiş özelliği taşıyan tasarımlar alıp başını gidiyor. bu bir anlamda cinsiyetten bağımsız adım demek diğer yanıyla da yine bir alana hitap etmek, kışkırtmak üzerinden işliyor. burada tartıştığım şey kesinlikle cinsel kimlik tercihi değil. işte bu yüzden köktenci ve tek cinsiyete indirgenmemiş bir dil bulunmalı ya, kadınlar ya da erkekler değil, kadınlar ve erkekler. elekten geçen bütünümüz çünkü. mücadeleyi kurgularken elimde olanları ben kadın, o erkek olarak yorumlamıyorum. ayrıca yukarıda da dahil ettiğimiz yelpaze ışığında iki cinsiyet üzerinden konuşmak ne kadar doğru? tekmili birden kurgulanmalı mücadele.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

diğer türlere ilişkin şurda bir şeyler karalamıştım, http://www.sorularialayim.com/a/y55409 ama konuşurken onları dahil etmemem benim eksikliğim tabi.. sanırım bu da heteroseksüel alışkanlıklardan ileri geliyor.. herneyse.. aslında benzer şeyler söylüyor ya da düşünüyoruz.. sadece mücadele dili ortak mı olmalı, türe özgü mü o kısım tartışmalı.. ama işte.. beni geren mücadele sözcüğü örneğin.. ona yüklenen anlam.. bu sözcüğün her türden yorumuna ihtiyaç var.. çünkü mücadele et! diyen ses de bana babanın sesi gibi geliyor..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu yanıttan sonra düşüncelerinizi okuyacağım. şu anlık görüşlerle evet farklı bir noktada değiliz. yakar top oynu gibi kadııınlaaaaar değilde top gibi bir bütünlük içinde olalım. (dilimiz cidden cinsiyetçiliğin boyutlarını zorlamakta, bu ifadeyi bile kurarken gönderme arayışı içinde olabilecek insanlar mevcut) mücadele bana nedense salt babadan duyularak gelmiyor. belki devrimci mücadele ifadesini hep sol yakalı amcalardan duyduğumuz için böyle bir algı oluştu ancak ben bunu cinsiyetli olarak duymuyorum. sözcüklere gidersek, bir süre iletişimsiz kalmamız gerekecek.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

evet belki de en iyisi bu..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

benzer bir baskının erkekler üstünde olduğunu söylemek bence çok afaki kalıyor. medyaya baktığınızda, şiddeti göz önüne aldığımızda iki taraf, kadın ve erkek tarafından uygulanan şiddetin doğurduğu sonuçlar arasında uçurumlar vardır. ama bu bir tarafı mazur görmek anlamına da gelmiyor sadece, mevcut durum itibarı ile erkek tarafından uygulanan şiddete daha fazla alışıldığını veya da sonuç olarak daha fazla tolere edildiğini göstermektedir.

4 yıl önce borges ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ama yeni trendimiz bu.. yarı çıplak abilerin tabakta çikolata servisi yapması olağan.. bir gün gelecek daha da fazlası olağanlaşacak.. eşitlik talebi üzerinden durum dengelene dek bu böyle devam edecek.. ama tabi şimdilik kıyas kabul etmez.. söylemek istediğim.. kadın bedeni metalaştıran erkeğe karşılık, erkek bedenini metalaştıran bir kadın sürüldü piyasaya.. hepsini almadan vazgeçmeyecek.. sömürüye erkek bedenini dahil etmek.. akıllıca.. biz eşitlik istedik onlar sömürüde eşitledi bizi..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

abi bu "biz eşitlik istedik onlar sömürüde eşitledi bizi.."deki onlar kim acaba?

4 yıl önce borges ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

onlar işte.. sistem.. yani bilinen geyik.. zamanın ruhu, rasyonel akıl.. adına her ne dersen de.. bu işten çıkarı olan herkes.. kampanya yöneticileri, iletişim uzmanları, trendsetter'lar.. üreticiler.. kim oldukları o kadar önemli değil.. çünkü her yerdeler.. prezentabl mağza görevlisi arayan küçük esnaf da işin içinde, kalemini ya da fırçasını bu sömürüye alet eden artiste.. ben de.. çünkü nihayet bunu talep eden, isteyen, kışkıran da benim..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu durumda sisteme karşı kadınların yeni bir dil bulması çözüm değil. sistem oturaklı ve zaten çarklarında her an hakları öğüterek işliyor. bu durumda yalnızca kadınların harekete geçmesi, yeniden bir kıyıma da neden olabilir. üstelik bu kadınlar hemcinslerinden dahi karşı duruş ile karşılaşabilirler. sistem işliyorsa pek çoğumuzun da işine geldiği için. konudan bağımlı-bağımsız olarak geçen günlerde kadınların 41 gün grev yapması yönünde çağrılar oldu. içinde kadının temizlik yapmaması, yemek yapmaması ve cinsel ilişkiye girmemesi gibi maddeler yer alıyordu. haberi okuduğumda potansiyel gazete manşetleri düşündüm öncelikle, yemek yapmayan eşini üçüncü gün sokağa atan,cinsel ilişkiye girmeyen eşine tecavüz eden kişilerin haberleri. bu ilk etap oldu, sonra yine neler oluyor dedim, kadın yine hangi görevler üstüne vazife biçilmişse "hadi bunları yapmayalım da erkekler ne işe yarıyoruz görsün" doğrultusunda mı düşünüyor sadece. bu eylemle, muaf bırakmakla iyileşebilecek konu mu eşitlik anlayışı? iş-emeğe, varlık olma bilincine yaklaşımımız bu mu? nerede toplumsal cinsiyetin dayatmalarını reddetmek? nerede birlik ve çözüm? daha bilinçli!olduğu varsayılan bir kesimin erkekleri durumu şöyle değerlendirmişler; " yeriz içeriz de 41 gün çok beee" ne oldu, kadın yine yorgan altına gömüldü mü, gömüldü. insan yeterliliğin ne olduğunu bir geriye dönüp tarayabilse, şu 21. yy biliminin nimetlerini sayıp sıralamak yerine bu yüzyıla gelene dek teker nerede aldı başını gitti bir anlayabilse hepimiz için daha iyi olabilir.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

konudan konuya atlandı kusura bakmayın, umarım doğru anlatabilmişimdir.

4 yıl önce kolonya ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

artık o kadar karıştı ki bu başlık altında aslında neyi tartışıyor olduğumuzu unuttum.. neresinden yakalayacağımı da bilmiyorum.. o yüzden müsadenizi isteyim artık.. ama evet anlayabiliyorum..

4 yıl önce asabi-adam ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

galiba bir şeyi daha eklemeliyim, insanlar başka bir insanla aynı ortamı paylaştıkları andan itibaren sosyal yaşam başlar. ve birlikte yaşama kültürünün asgari normlarını da insanlarının yine asgari müşterekleri belirler. vesilesiyle benden de günün sloganı olarak, "paylaşımda bulunduğunuz insanlara dikkat edin, çünkü her insan özgürlüğünüze ayrı bir gem vurur ve de zalimin mazluma yaptığı en büyük kötülük onu da kendisine benzetmesidir." ifadesi gelsin.

4 yıl önce borges ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]



5403 üye, 5251 aktif yazar toplam 4447 konuda 85981 soru sorup yorum yaptı. 2013 © sorularialayim.com. Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik
}