Konu içinde sırala:

1 2 3 4 »

Polisim. soruları alayım. 0.2

birimim, rütbem gibi özel konular veya siyasi sorular sormadığınız sürece bildiğim kadarıyla yanıtlamaya çalışırım.



NOT: Yazdıklarım tamamen kendi görüşlerim, bilgi birikimim ve şahit olduklarımdan ibarettir. Kurumsal herhangi bir geçerliliği bulunmamaktadır.

http://www.egm.gov.tr/

4 yıl önce aynasız tarafından eklendi.

32726 görüntüleme, 543 yorum, | Soru sor | Şikayet


bu mesleği isteyerek mi seçtiniz memur bey?

4 yıl önce başkabirkullanıcı ekledi. 15 yorum. | Cevapla | Şikayet | #10516 0.02


Başta çok büyük tereddütlerim vardı, fakat isteyerek seçtiğimi söyleyebilirim.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu biber gazı hakkında fikirleriniz neler? bazen siz de zor durumda kalıyorsunuz. televizyondan görüyoruz. vicdanen yapmak istemeyip de yapmak zorunda kaldığınız bir olay oldu mu? anlatır mısınız?

4 yıl önce başkabirkullanıcı ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

meslekte hiyerarşi sözkonusu olduğu için bu söylediklerinizi birçok polis memuru ya da komiser, amir her ne ise, yaşamıştır. bazen imkan dahilinde fazla seçeneğiniz kalmıyor. bir anda gözünüzün önünde onlarca farklı sahne beliriyor aynı bilgisayar oyunlarındaki gibi. içlerinden en iyi olduğunu düşündüğünüz birini seçerek uyguluyorsunuz. biber gazı bir insanı zararsız şekilde etkisiz hale getirmenin en pratik yoludur. bu ülkede 6 ay eğitim alıp sokaklara salınmış polis memurları olduğu gerçeğini hatırlatarak söylüyorum. her polis memuru en az birkaç kez o gazın etkisinde kalmıştır. yani ne olduğunu bilip kullanıyorlar o gazı. portakal denilen gazın hiçbir şekilde sağlığa zararı yoktur. astım hastası vs. değilseniz tabi.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

evet astım hastaları çok önemli. sayıları çok ve artmakta. özellikle çocuklarda sayısı azımsanmayacak kadar arttı kanaatindeyim. sanırım başka bir yol bulmaları gerekecek bu işler için.

4 yıl önce başkabirkullanıcı ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

insan biber gazına maruz kaldığında ilk 10 dakika içersinde öleceğine kesin olarak inanıyor. ama bu gazın etkileri (en azından solunum sistemi üzerindekiler) yarım saat içersinde tamamen geçmiş oluyor. Buna alternatif neler kullanılabilir bilemiyorum, ama parlak fikirler varsa bu konuda canı yanmış insanlar özellikle bu konuyu gündeme taşımalılar bence.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu konuyu canı yanmış insanlar düşünsün diyorsunuz yani:)

4 yıl önce başkabirkullanıcı ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

canım yandığında ben de düşünmüştüm :) ve şu an o günden aldığım ders üzerine evimde ya da cebimde biber gazı ve türevlerini bulundurmuyorum. ben düşünsem de birşey değiştirmez. toplumda buna yönelik bir karşı duruş sergilenmesi çok daha etkili olacaktır.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

çocuktuk.kavga esnasında birinin azını burnunu dağıtmıştım. daha sonra onunla arkadaş olduk. klasik erkek çocuk hikayeleri gibi yani. yıllar geçti ankarada üniversite yıllarının sonlarına doğru onunla karşılaştım, sohbet ederken ne iş yapacağını sordum. biyolojiden mezun olacaktı ama polis olmak için de araştırmalar yapıyormuş. ona göre bir meslek olmadığını söyledim ve şu soruyu sordum: gelecekte ben memurum ve sen de polis olmuşsun. memurlar eylem yapıyor ve onların arasında arbede esnasında benimle karşılaşıyorsun ne yaparsın? jop'u kafana indiririm dedi. o zamanlar biber gazı yoktu tabi:) şiddet bu mesleği seçerken bir etken midir? yoksa şiddeti engellemek için mi seçmeli?

4 yıl önce başkabirkullanıcı ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

benim kafamdaki en büyük tereddütlerden biri buydu bu mesleği seçerken. mezun olacağım güne kadar hep bu sorular döndü durdu kafamda. ama bu tamamen kişinin yetişme tarzıyla, polisliğe bakış açısıyla alakalı. 20 yaşında beline silah takmış maganda da olabilirsiniz, ekmeğinin peşinde koşup duran sıradan bir devlet memuru da. olması gereken şiddete karşı durma eğilimi tabiki, ama her perşembe ekranların karşısında binlerce Polat varken kime anlatabilirsiniz?

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu karşı duruş esnasında da gazı yemesinler sonra. traji-komik olur o zaman :)

4 yıl önce başkabirkullanıcı ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

eheh :) karşı duruşlar her zaman meydanlarda olmaz, kastettiğim o değildi.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bu durumda ailede de başka polis memuru vardır o zaman. baba,dede? hep öyledirya. değil mi?

4 yıl önce başkabirkullanıcı ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

hayır, ailemde emniyet mensubu kimse yok. ben ilkim :)

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

gördüğüm polisler genelde mutsuz da odan sormuştum. meslekle ilgili en çok zorlayan ne seni? mesainin fazla olması mı, ücret düşüklüğü mü, hayat riski mi, tayin-rotasyon işleri mi?

4 yıl önce tabutta_rovasata ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ben nelerle karşılaşacağımı bilerek seçtim bu mesleği. şu ana kadar tahmin ettiğimin çok daha üstünde imkanlarla karşılaştım. teknik donanım olarak yani. tabi her meslekte olandan daha fazla olumsuzluk sözkonusu.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Son zamanlarda artan "polis" şiddetine ne diyorsunuz? ODTÜ'de yaşananlar? Cumhuriyet kutlamalarında yaşananlar? Banvit maçında astım krizi geçiren adama saldıran ve buna benzer bir sürü şey. Sosyal medya polisi örgüt gibi görmeye başladı. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?

4 yıl önce Yallssy ekledi. 22 yorum. | Cevapla | Şikayet | #12452 0.02


son zamanlarda "artan" polis şiddeti diye birşey yok. siz ekran karşısında gördükleriniz kadarıyla yorum yapıyorsunuz. o ekranlar "polis terörü" adı altında günlerce gösterdikleri görüntülerin yanında, iki yaşındaki kız çocuğunu ve karnında bebeğiyle gencecik eşini arkasında bırakıp şehit olan Mücahit Daştan'a, yine eşini çocuğunu arkasında bırakıp canlı bombanın hedefi olan Bülent Özkan'a, mesai çıkışı yemeğini yerken kalleşçe katledilen Zekeriya Yurdakul'a sadece saniyeler süren görüntülerle yer veriyor. bunlarla uğraşan görevlilere rahatça, utanmadan "işkenceci" veya "polis terörü" gibi kelimeleri kullanırken, bu masumları kalleşçe şehit edenlere nedense "terörist" diyemiyor. bu mu hak şimdi? polis bu ülkede ilk kez şiddet uygulamıyor. ama ilk kez bu kadar bilinçli ve planlı bir şekilde gözlere sokuluyor. gidin etrafınızdaki emekli polis memurlarına sorun eski dönemlerde neler yaşandığını. bu günlerde şiddet o günlere göre hatırı sayılır derecede azalmıştır. kameraların karşısında adam dövmeye cesaret edebilecek kadar gözü dönmüş kişi zaten hayatının geri kalanını belinde silahı olmadan geçirmeyi göze almış demektir. bu ülkede polisin profesyonelce işkence yaptığı devirler oldu. bunları kimse hatırlamaz. tabi, medya hatırlatmadıktan sonra nereden bilecekler? bu ülkede her on-onbeş günde bir polis memuru intihar ediyor. bulundukları konumun kendilerini intihara bile sürüklediği görülebilen şartlarda bu kadar yetersiz eğitim almış kişilerden profesyonel öfke kontrolü beklenebilir mi? konuşulması gereken bu değil midir? üç yaşında çocuğumuz arkadaşlarını dövdüğü zaman onu kalleş ilan etmeyiz. ama aynı şeyi polis memuru yaptığı zaman aforoz ediyoruz. bir insanın hayatında tek başarısı 6 ay ya da 2 sene okuyup polis memuru olmaksa, bu insan görevine dört elle sarılır. karşıda molotof atanın henüz kaybedecek şeyi yoktur ama, emre itaat etmezse onun kaybedeceği çok şey vardır. polis memurlarının malesef bu durumlarda çok fazla seçeneği olmuyor. o yüzden "neden biber gazı" gibi soruları onlara değil de emniyet genel müdürlüğü'ne ya da içişleri bakanlığına sormanız lazım. malesef bu konuda yapılabilecekler çok sınırlı. başlık altında sorulara verdiğim cevapları okursanız maksadımı ve söylemek istediklerimi daha iyi anlayabilirsiniz.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

"karşıda molotof atanın henüz kaybedecek şeyi yoktur ama, emre itaat etmezse onun kaybedeceği çok şey vardır" o öğrencilerin arasında türkiye'nin en iyi üniversitelerinde okuyan en iyi bölümleri kazanan gayette polisten çok daha fazla şey kaybedebilecek insanlar var. siz de onların görüşlerine saygı duyun çok kült bir örnek olarak ODTÜ öğrencileri türkiyenin en zeki yüzde biridir, bu onların hayat görüşü beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz.

4 yıl önce tesk ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bizim hayat görüşleriyle bir alıp veremediğimiz yok tesk, bunu idrak edebildiğiniz zaman tekrar konuşalım. polis bir grubun karşısına onun fikirlerini benimsemediği için geçmez, bu kafaya nasıl ulaşıyorsunuz? sizin muhatabınız kanunu uygulayıcılar değil, kanun koyucular. ayrıca bir insan canından fazla ne kaybedebilir? orada en az molotofu atan kadar görevini yapmaya çalışan polisin de saygıyı hakettiğini düşünüyorum. onların görevi orada aldıkları emri uygulamak. beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, sizin bileceğiniz iş ama saygı duymak ve tepkinizi ilgili yerlere göstermek zorundasınız.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

öyle bir kafaya ulaşmıyoruz ki arkadaşım, birazcık dikkatli okursan görürsün ki ben senin molotof atanların kaybedecek bir şeyi yok demene karşı çıkıyorum, düşünme biçimin yanlış diyorum karşındaki de insan üstelik en zekiler kaldı ki dediğin gibi candan daha büyük kaybedecek birşey var mı? hayatlarını tehlikeye atıp eylemlere gidiyor o insanlar zengin ya da çok zeki olmaları mühim değil. ayrıca niye polise saygı duymuyayım canım o da emekçidir, sadece uyanmamıştır o kadar.

4 yıl önce tesk ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Suç işleyen kişinin zeka düzeyi de ilgili kanuni düzenlemelerle dikkate alındığı günden itibaren şu söylediklerin mantıklı bir temele oturur. Molotof atanın karşısında ODTÜ düzeyinde zekaya sahip olan akademi mezunu polis de var. Ama molotofu atan ona "uyanamamış" gözüyle bakıyor! Böyle bir mantık var mı? ODTÜ kafası nedir arkadaşım? Ben sana karşıdakinin kimliği veya zekasıyla değil, fiiliyle ilgileniliyor gerçeğini anlatmaya çalışıyorum. Yaptığın şey kanunen suç ise müdahale görürsün. İstersen mit de oku.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Kendim tecrübe etmedim, ama birçok insandan duydum. Örnek olarak bir eylemi var solcuların, hemen sağcılar geliyor, kavga çıkıyor, birbirlerine giriyorlar. Akabinde polis geliyor, onlar da solculara dalıyor. Bunu o kadar çok dinledim ki. Bir haber vardı mesela Ankara SBF'de okuldışından geliyor sağcı gruplar, kafga çıkıyor. Haberde "30 sol görüşlü öğrenci gözaltına alındı" diyor. Sağ görüşlü öğrencilere ne oluyor kimbilir. Hiçbiri doğru değil mi yani bunların? Onu soruyoruz.

4 yıl önce pasifaktivist ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

ben genele göre yorum yapmak durumundayım. sayfalarca yazarım ve karşıma bir örnekle gelip tüm yazdıklarımı boşa çıkarabilirsiniz. bu mümkün. siz olayı tepeden görmüş ve kendi süzgecinizden geçirmişsiniz. polisi suçlu bulmak için kendinizce bütün nedenleri üretmişsiniz. ama benim "yapmışlardır, yaparlar" veya "yok canım olmaz öyle şey" demem mümkün değil. yine genel olarak cevap vermem gerekirse; eylem için izin almadılarsa solcu grup doğrudan suçlu konuma düşer ki çoğunlukla da eylem veya yürüyüşleri için izin alma gereği duymazlar. bakın yine konu aynı yere geliyor. burada kendilerine izin verilmemiş olması polisin sorunu değildir. onlar müdahale etmekle yükümlüdür. ha müdahale sert olur, onu da çevik kuvvet'te çalışan arkadaşlardan dinlemenizi öneririm. olay yerine gelip sağcı grup tarafından tahrik edilip, solcu gruptan da hakaret işiten kişi polis kimliğine sahip de olsa insandır. bu (eğer yaptıysa) yaptığının hata olduğu gerçeğini değiştirmez ama altında yatan onlarca farklı etken olabilir. bunu görmezden gelmek veya "yapsınlar elleri dert görmesin" demek ne kadar yanlışsa "zaten sol görüşlülere karşılar" demek de o kadar yanlıştır. bunu anlatmaya çalışıyorum.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Tabii ben genel olarak konuşuyorum, ayrıntıları veremem. Her olay kendi içerisinde değerlendirilmeli. Ama böyle bir algı var ve ateş çıkmayan yerden duman gelmez diyorum. Anayasal hakkımız değil mi izin almadan yürüyüş yapabilmek?

4 yıl önce pasifaktivist ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bir yazı kopyalıyorum, umarım açıklayıcı olur: __________________________________________ Anayasamızın 34. Maddesi “ Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, Milli Güvenlik, Kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın veya genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve Kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller Kanunda gösterilir.” denilmiştir. 26. Maddesinde “ Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller Kanunla düzenlenir.” ibaresi son fıkra olarak eklenmiştir. Görüleceği üzere Anayasamızın 34. maddesinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller Kanunda gösterilir denilmektedir. Bu bağlamda 2911 sayılı Kanun hala yürürlüktedir. Bu Kanunun 6. 9. ve 22. maddesine aykırı olarak yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerine, Kanunun 24. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Anayasamızın 26. Maddesine eklenen “Düşünceyi açıklama yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller Kanunla düzenlenir” hükmü doğrultusunda “ basın açıklamaları” ile ilgili mevzuat çalışmaları Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Mevzuatla ilgili gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Anayasanın 26. Maddesinde “İfadesini bulan düşünceyi açıklama ve yayma” özgürlüğünü ve sınırlarını gene aynı anayasa maddesi içinde düşünülmeli ve bu çerçevede değerlendirilmelidir. Basın açıklamalarının ifadeyi açıklama özgürlüğü olduğu ve 2911 sayılı Kanun hükümleri içerisine giren bir durum olmadığı sürece yasal bir etkinlik olduğu, gerçekleştirilmesi için daha önceden izin yükümlülüğünün bulunmadığı düşünülmektedir. Ancak bu etkinlik 2911 sayılı Kanunda belirtilen toplantı veya gösteri yürüyüşü haline dönüşürse, yani toplu şekilde yapılan ifadeyi açıklama eyleminin, Milli Güvenlik, Kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlükleri için tehlike teşkil etmesi gibi durumlarında, Kanuna aykırı bir etkinlik gerçekleştirilmiş olacak ve müdahaleyi gerektiren bir durum ortaya çıkacaktır. Bu manâda, 2911 sayılı yasaya aykırı olarak yapılan ya da sonradan “ Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü haline” dönüşen eylemler için yasada yeterli düzenleme mevcuttur.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

"Milli Güvenlik, Kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlükleri için tehlike teşkil etmesi" gibi durumların mevcut olup olmadığına savcılık mı karar veriyor, nasıl oluyor o süreç? Çünkü gayet muğlak bir tanım.

4 yıl önce pasifaktivist ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

2911 sayılı kanunda ayrıntılı bilgi var ama özet geçeyim. bu tarz bir etkinlik için en az 48 saat öncesinden bulunulan yerin mülki amirinden izin almak gerekir. mülki amir izin verdiği takdirde bu etkinlikle alakalı olarak kendi kadrosundan bir kurul oluşturur. bu kurul etkinliğin teknik donanımlar ile kayda alınması yetkisine sahiptir. etkinliğin yasal çerçeve dışına çıktığını tespit ederse güvenlik güçlerinden yardım isteyebilir veya mülki amir emriyle etkinliği sona erdirebilir. yani siz sakin sakin belirtilen güzergahta yürüyüşünüzü yaparken harici bir grup gelir size müdahale etmek isterse polis buna karşı sizin güvenliğinizden de sorumludur. ama siz de karşılık vermeye çalışırsanız işler karışır.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Yani sopalarla üzerine gelen adamı kendini koruma amacıyla savuşturmak, tutmak, yere düşürmek polisten de dayak yemenize sebebiyet verebilir mi?

4 yıl önce pasifaktivist ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

:)) muhabbetin sonu nereye varacak çok merak ediyorum. ne kadar da masum ifade etmişsiniz. ben kavga çıkmadan önceki aşamayı, yani sözlü sataşmayı kastetmiştim.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Öncelikle şunu belirteyim polis şiddeti diye bir şey yoktur bence polislik zaten doğası gereği şiddet mesleğidir şimdi hiççç aaa! demeyeceksiniz açıklayayım evet bizde memuruz ama siz hiç bir öğretmenin,tapuda,bankada,nüfusta aklınıza gelen vb memurların sırf memur olduğu için lokantada yemek yerken,otobüs beklerken,bankadan para çekerken yada adliyeye evrak bırakırken kurşunlandığını gördünüz mü? yani gaz vs bunlar bunun yanında bizim için çerez bu meslek böyledir ne isaya ne musaya yaranılır hee şunuda bilin hiç bir polis sabah kalktığı zaman ya bugün canım çok sıkkın gidip milleti coplim yada gazlıyayım diye düşünmez iş bu yapılacak bir şey yok gün içerisinde işin gereği karşılaşılan rutin olaylardır bunlar.

4 yıl önce zarbo-77 ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

yani diyorsunuz ki, düzeltiyorum olin edirne maçında astım krizi geçiren seyirciyi döven polis'in yaptığı rutin işiydi http://gundem.milliyet.com.tr/polis-astim-dinlemedi/gundem/gundemdetay/22.12.2012/1645140/default.htm? ya da cumhuriyet kutlamalarında annelerimizi kan içinde bırakan polislen rutin işlerini yapıyorlardı?

4 yıl önce Yallssy ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Birebir o olayların içinde olmadığım için her 2 taraf içinde yorum yapamam dövmek kelimesi görecelidir siz dövmek dersiniz biz o insanı etkisiz hale getirmek için zor kullanmak deriz ki bunada hakkımız vardır seyirciyi dışarı almaya çalışmışlarsa ve direnmişse kademeli olarak güç kullanılır cumhuriyet mitingi başlı başına toplumsal olaydı ve bu tür durumlarda ortalık gerginse her zaman hır çıkar.

4 yıl önce zarbo-77 ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Yazarı tarafından silindi.

4 yıl önce banapuanınkaçkanka ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Yüzün ekşiyorsa bir soda al nasıl olmamı bekliyordun psikopat mı? Tabiki rahat olacağım işimi yapıyorum kasmaya gerek yok...

4 yıl önce zarbo-77 ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Yazarı tarafından silindi.

4 yıl önce banapuanınkaçkanka ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Ne sanıyordun ya bizi postacıyla bir tutma aç bakalım televizyonu polisiye filmlerde,dizilerde,akşam haberlerinde,gazetelerin 3.sayfalarında şiddetten başka ne var? Hee hepsi lay lay lom el ele tutuşmuş disneylanda gidiyorlardı zaten.

4 yıl önce zarbo-77 ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Yazarı tarafından silindi.

4 yıl önce banapuanınkaçkanka ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

Elbette göreceli biz mahalle serserisi gibi kavga etmiyoruz kanunların bize verdiği yetkiyi kullanıyoruz farzı misal ben değil sen polissin üzerine taşla,sopayla bilumum hırdavat malzemeleriyle gelen bir grup var(kaçmaktan başka) ne yaparsın? Bir de şunu oku anlarsın ne demek istediğimi; Dün sizin hali tavrınızdaki mertlik ve erkeklik, yürüyüşünüzdeki intizam ve ciddiyet size olan haklı itimadı kuvvetlendirdi ve herkesi memnun etti. Çünkü herkes biliyor ki ve bilmelidir ki, Polis ve Jandarma Kuvvetleri vatandaşlara huzur ve sükun temin eden Cumhuriyetin kanunlarına ve medeniyet düşmanlarına karşı kullandığı bir kalkandır. Binaenaleyh Cumhuriyetin kanunlarına ve memleketin huzur ve asayişine karşı gelebilecek ve vatandaşların hürriyetine tecavüz edebilecek her şeririn kafası behemahal bu kalkana çarpmalı ve parçalanmalıdır.M.Kemal Atatürk. Haydi şimdi size iyi geceler.

4 yıl önce zarbo-77 ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

pasaport kontrolü esnasında,''ya gümrükten geçirmezse'' diye gerilip yalandan gülümsediğimizi gerçekten çaktırmamayı başarabiliyor muyuz?

4 yıl önce pofudus ekledi. 11 yorum. | Cevapla | Şikayet | #11444 0.02


x-ray'den geçerken içerdeki tarhanayı çıkartmanız istendiğinde geçtiğiniz cendereyi zaten biz inşa ettik. yapımı 2 yıl sürdü, ciddi para harcandı.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

çizmemizi çıkartmamızı istediğinizde çok yorulup bunalıyoruz memur bey. bu konuda acımıza ortak oluyor musunuz peki?

4 yıl önce pofudus ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

sizi tenzih ederim, ama bazen çizmenizi çıkarttığınızda biz de çok zorlanıyoruz. bu konuda glade ile görüşmeler sürüyor.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bunu protesto amaçlı yaptıklarını düşündüğünüz oldu mu hiç peki?

4 yıl önce pofudus ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

farklı protesto şekilleriyle de karşılaşıyoruz; http://www.youtube.com/watch?v=t3XQRglvDYo

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

görüntüleri inceledikten sonra kemernin çıkartılması söylenen bir adamın isyanına şahit oldum.

4 yıl önce pofudus ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

görüntüleri biz de ibretle incelemiştik. bunu inceleyen memur arkadaş kör oldu.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

burdan yola çıkarsak etkinliği açısından biber gazı yerine bu kimyasal bileşimi kullanma gibi fikir oluştu mu sizlerde acaba?

4 yıl önce pofudus ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

her bünye biber gazına katlanabilir, ama her bünye insan gazına dayanamaz. kaldı ki elde edilmesi de bir o kadar zor bir madde kendisi. ha diyince çıkmıyor. ayrıca aşırı radikal gruplar insanların öz kaynaklarının sömürülmesi olarak değerlendirebilir bunu. bu riske giremeyiz.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

biyolojik silah kapsamı altına girdiğini söyleyebilir miyiz yani bu durumda? üretimin yasaklanması söz konusu olabilir mi sizce?

4 yıl önce pofudus ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]

bizzat biyolojik silahların babasıdır zaten. "isteyen evde bulunan malzemelerle kolayca bomba yapabilir" sözünden kasıt budur. ama nerden bilicen ki kim üretiyo kim üretmiyo? iran mesela, biliyo muyuz kaç tane nükleer şeysi var? herkesin kendi popisiyle alakalı.

4 yıl önce aynasız ekledi. | Cevapla | Şikayet | [--]



5485 üye, 5332 aktif yazar toplam 4489 konuda 86060 soru sorup yorum yaptı. 2013 © sorularialayim.com. Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | Kullanım Şartları | Gizlilik
}